Bir yanda,
Kelimelerin kifayeti…
Kılıçtan keskinliği…
Diğer yanda,
Edebiyatın edebi; edepten gelişi…
Taraf tutmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Oysa ki aklınıza gelebilecek her durumda keskin kararlarım, tarafım vardır. Taraftarlığım yoğun, tutkulu, yorucu aslında tutucudur.
Söz konusu yazmaksa -daha doğru bir deyişle- kelimelerle ne hissettiğimi anlatmaksa, kalemi elime her alışımda şu iki gerçeği fark ederim: Birincisi; hayattaki tüm tezatlıklar bir bütünü var eder. İkincisi; yazarken taraf olmak çok güç, çok meşakkatli bir iştir.
Tam bu sebeple yazarın tarafı olmamalı. Tam da bu sebeple yazarın iki kanadı olmalı, istediğine uçmalı, gönlünce konmalı, hissettiğince anlatmalı.
Tam da bu sebeple yazarın en çok hissettiği, zıtlıkların ahengidir işte…
Yazar bilir ki;
İnsan;
Saatlerce sohbet etmek istediğinin yanında lal olur.
Görmek istediğini gördüğünde diğerlerine kör olur.
Uykusuz kalmak istediğinin yanında güvenle uyur.
Yazmak, hissetme halidir. Ne hissettiğini bilme hali.
Yazarlık, hissettiklerini hissettirebilme hali. Bu, çok daha zor bir iş. Bu mevzu, başka bir yazının konusu olabilir ancak.
Yusra GÖLBAŞ
2026

